Salı, Haziran 26, 2012

Sizin Markanız Ne Renk?


Markalaşma sürecinde renklerinizin önemini hiç düşündünüz mü? Renkler bütün duyuları harekete geçirir, ve içinde birçok mesaj barındırır. Büyük markalar renklerin doğru kullanımının müşterileri arasında pozitif bir imaj çizmedeki önemini bilirler. Ayrıca, renkler hafızada önemli rol oynarlar. Renklerin anlamları kültürler arasında farklılık gösterse de, bazı evrensel anlamları da içinde barındırmaktadır.

Mavi: Mavi renk güvenilirlik, sözüne sağdıklık gösterir. Genellikle gökyüzü ve denizle ilişkilendirilir, dolayısıyla huzuru temsil eder.

Kırmızı: Kırmızı rengin kalp atışını hızlandırdığı ve hızlı nefes alıp vermeye yol açtığı söylenir. Bu nedenle kırmızı genellikle agresif, enerjik, provokatif ve dikkat çekici olarak tasvir edilir. Fakat kırmızı aynı zamanda da tehlikeyi de temsil edebilir.

Yeşil: Yeşil sağlığı, tazeliği ve huzuru temsil eder. Koyu yeşil renkler varlık ve prestiji temsil ederken, açık yeşil rahatlatıcıdır.

Sarı: Her toplumda sarı güneşle özdeşleştirilir. Dolayısıyla, iyimserlik, pozitiflik, mutluluk, ışık ve sıcaklığı temsil eder. Sarı ayrıca aklı ve yaratıcılığı göstermek için kullanılır.

Mor: Mor gizemliliği, ruhsallığı, hayal gücünü, gururu ve zarafeti simgeler.

Pembe: Pembe renk genellikle enerji, gençlik, eğlence ve heyecanı simgelerken; açık pembe duygusallığı ve romantikliği temsil eder.

Turuncu: Turuncu renk atılganlığı, gençliği, eğlenceyi ve canlılığı temsil eder. Turuncunun “çocuksu” algılandığı alanlar da vardır.

Kahverengi: Bu renk sadeliği, denge ve kararlılığı temsil eder.

Siyah: Siyah renk ciddiyet, güç, derinlik ve güvenilirlik temsilcisidir. Siyah renk kullanımını özellikle pahalı markalar arasında görmek mümkündür.

Beyaz: Beyaz saflığın, sadeliğin, temizliğin ve erdemin temsilcisidir. Beyaz rengi genellikle çocuk ve sağlık ürünleri kullanmayı tercih eder.

Sizin markanız ne renk?

Salı, Mayıs 29, 2012

Türkiye’deki Internet Kullanıcılarına Göre Markalar Nasıl Davranmalı?


SMG Connected'ta yer alan haberde, Global Web Index Türkiye Araştırması’na göre; Türkiye’de internete her gün bağlanan kullanıcıların, markalardan beklentilerinin başında “tüketicinin bilgi birikimini artırması” geliyor. Türkiye’deki her 2 aktif internet kullanıcısından 1′i markadan tüketicinin bilgi birikimini artırmasını beklerken, bu konuda erkeklerin kadınlara göre daha çok beklenti içinde oldukları görülüyor. Müşterilerin markalardan diğer bir beklenti ise “eğlendirici” olmaları.

Kadınların erkeklerden en çok farklılaştığı beklenti “günlük” hayatta.

Markalardan beklentilerde önemli bir yere sahip olan “günlük hayatta”, kadınların erkeklere oranla daha yüksek oranda beklenti içinde olduklarını görüyoruz. Kadınlar, markalardan günlük rutinlerinin bir parçası olmalarını ve organize olmalarına da yardımcı olmalarını bekliyor. Kadınların erkeklere göre daha çok beklenti içinde olduğu diğer bir konu ise “etkileşim”. Kadınlar, markalardan diğer insanlarla etkileşime geçirecek davranışları bekliyorlar.

Erkekler markalardan kadınlara kıyasla daha çok gerçek bir “insan” gibi konuşmalarını ve “deneyim” yaşatmalarını bekliyorlar.

Türkiye’deki aktif erkek kullanıcılara bakıldığında, en yüksek oranda markalardan beklentileri, bilgi birikimini artırmaları. Bilgi birikimini artırmalarından sonra erkekler için ikinci beklenti “markanın eğlendirici olması”. Erkek kullanıcıların, kadınlara kıyasla daha yüksek oranda beklentileri ise “markanın gerçek bir insan gibi konuşması” ve “her zaman karşılaşamayacakları deneyimler yaşatmaları”.

Markalardan beklentilerde yaş ilerledikçe eğlenceden bilgiye geçiş gerçekleşiyor.

Türkiye’deki 16-24 yaş arası aktif internet kullanıcılarının markalardan en çok beklediği şey eğlendirici olmaları. İnternet kullanıcıların yaşı ilerledikçe beklentilerinde de bir değişim söz konusu oluyor. 25-34 yaş arası kullanıcılar, markalardan “bilgi birikimini artırmalarını” beklerken, 35-44 yaş arası kullanıcılar markalardan günlük hayatta organize olmalarına yardımcı olmalarını bekliyorlar. 45 yaş üstü internet kullanıcıları ise, tıpkı 25-34 yaş arası kullanıcılar gibi markalardan bilgi birikimini artırmalarını bekliyorlar.

Diğer ülkelere kıyasla Türkiye’deki kullanıcılar markalardan eğlendirici olmalarını, organize olmalarına yardımcı olmalarını ve daha ziyade “deneyim” yaşatmalarını bekliyorlar.

Global Web Index Araştırması kapsamında “Markanın size nasıl davranmasını istersiniz?” sorusu sorulan 27 ülke kapsamında Türkiye’deki kullanıcıların diğer ülkelerdeki internet kullanıcılarına göre daha yüksek oranda markalardan beklenti içinde olduklarını görüyoruz. Markanın eğlendirici olması, müşterinin organize olmasına yardımcı olması ve gerçek hayatta her zaman karşılaşamayacak deneyimler yaşatmaları gibi beklentilere, Türkiye’deki kullanıcıların,  ABD, İngiltere ve Brezilya gibi ülkelerdeki kullanıcılardan daha önde olduğu dikkat çekiyor.



Bu haber 29 Mayıs 2012'de MediaCat dergisinde yayınlanmıştır. 

Perşembe, Mayıs 24, 2012

Salı, Mayıs 22, 2012

Gençler Klasik Medyadan Uzaklaşıyor!


Bir Youth Republic grup şirketi olan Youth Insight’ın üniversiteli, liseli, çalışan ve çalışmayan toplam 4300 genç ile online ve yüz yüze görüşerek gerçekleştirdiği Türkiye’nin ilk ‘ Medya Tüketim’ araştırması, Türk gençlerinin medya tüketim alışkanlıklarını ortaya koydu.  Araştırmanın sonuçlarına göre, yeni nesil iletişim araçlarını toplumun tüm kesiminden daha hızlı hayatlarının içine alan, teknolojik dönüşüm ile birlikte yaşama bakış açıları, değerleri, tüketim alışkanlıkları, sosyalleşme biçimi değişen gençler, medyayı da hızla ve çoklu tüketiyor. Haftada 40 saatten fazla zamanlarını online geçiren gençler için internet ‘yokluğunda yaşamayacakları bir şey’ anlamına geliyor!  Youth Insight’ın Türkiye genelinde gerçekleştirdiği araştırmaya göre; 

Gençlik ve internet
· Üniversite gençliği, televizyon başında geçirdiği zamanın 3 katını internette dolaşarak geçiriyor.  
· Her 4 liselinin 3’ü internette dolaşırken aynı zamanda başka şeylerle de ilgileniyor. 
· Gençliğin üçte biri için internet demek, “yokluğunda yaşayamayacakları bir şey” demek. 
· Gençlerin dikkatlerini toplayıp konsantre oldukları tek zaman e-maillerini kontrol ettikleri ve online oyun oynadıkları saatler. İnternette gezinirken, sosyal paylaşım sitelerinde vakit
geçirirken ya da TV izlerken konsantrasyonları daha çabuk dağılıyor ve çoklu medya tüketimine daha yatkın oluyorlar.
· Hem liselilerin hem üniversitelilerin internete girdiklerinde aynı anda ortalama 3 sayfa açık oluyor. En çok bağlı kalınan sayfa ise Facebook. 
· Facebook’ta reklam tıklanma oranı liseliler için %11, üniversiteliler için %14.
· Liseliler %73 oranında e-posta kullanıyor, üniversitelilerde ise bu oran %90. 
· Medya Tüketim araştırmasına göre, internetten alışveriş oranları liseliler için %22, üniversiteliler için %41.
· Gençlerin hayatında internetin anlamı sosyal paylaşım siteleri olmuş durumda. Üniversitelilerin %87’si, liselilerin %67’si internete girme amacının sosyal paylaşım sitelerinde
dolaşmak olduğunu belirtiyor. 
· Hem liselilerin hem de üniversitelilerin sohbet/ chat programlarına yönelik ilgileri çalışanlara ve okumayan-çalışmayanlara göre daha düşük. Onlar için varsa yoksa Facebook!
· Mobil internet kullanımı özellikle okuyan (Liseli ve üniversiteli) gençlerde gün geçtikçe yaygınlaşmaya başlıyor. Okuyan gençlerin neredeyse yarısı internete cep telefonlarından da
bağlanıyor. 

Gençlik ve klasik medya
· Türkiye’deki çalışmayan, okumayan, evde zaman geçiren, 15-26 yaş arası yaklaşık 1.5 Milyon gencin %20’si TV başındayken bir yandan da yanındaki ile sohbet ediyor. 
· Araştırma sonuçlarına göre, üniversitelilerin gazete ve radyoya yönelik ilgileri liselilere göre daha yüksek. 
· Liseliler incelendiğinde haftada 30 saat ile internet kullanımı medya tüketiminde ilk sırada yer alırken, haftada 14 saatle TV izleme, 12 saatle radyo dinleme, 10 saatle gazete
okuma yer aldı. Araştırmaya katılan liselilerin sadece %26sı her hafta dergi okumaya vakit ayırdıklarını belirtti. 
· Üniversiteliler ise liselilere kıyasla daha fazla zamanlarını internet başında geçiriyor. Araştırmaya göre bir üniversiteli genç haftada en az 42 saatini internet başında geçiriyor. 
· Üniversitelilerin internetten sonra en fazla tükettikleri medya kanalları ise; haftada 14 saatle TV, 12 saatle radyo, 8 saatle gazete. Dergi okuyanların oranı ise yalnızca %28. 

Bu yazı Mayıs 2012, Marketing Türkiye dergisinde yayınlanmıştır. 

Cuma, Mayıs 18, 2012

Üç Adımda “Ağızdan Ağıza (Word of Mouth) Pazarlama” – Müşterilerinizi Konuşturun!


 “Pazarın övünç dolu çığlıklarını duymayanlar bile bir arkadaşı dinleyecektir.”
Paddi Lund

Kaç kere bir arkadaşınızın tavsiyesine uyarak bir ürünü denediniz? Ya da memnun kalmadığınız bir servisten bir başkasına bahsettiniz?

Eminiz birden fazladır. Şirketlerin satışlarını arttırmak ya da marka bilinirliğini sağlamak için iyi bir pazarlama kampanyasının önemi tartışılamaz. Buna ek olarak müşterinin güvenilir bir kaynaktan aldığı tek bir öneri o ürünü veya servisi alıp almamasına karar vermesinde önemli bir etmendir. Günümüzde bilgi teknolojilerinin ilerlemesi ve sosyal medyanın da popülerleşmesi ile ağızdan ağıza pazarlamanın alanı genişlemiş ve önemi artmıştır. Artık bir ürün hakkında bilgiye ulaşmak, hakkındaki yorumlarını internetten okumak veya arkadaşınızın facebook’ta “beğendiği” markaları görmek çok kolaydır. Durum böyle olunca markaların müşteri memnuniyetini en üst seviyede tutmaları gerekmektedir.

Birçok kişi ağızdan ağıza yayılmanın kendi kontrollerinin dışında geliştiğini düşünür. Aslında bu doğru değildir. Peki, markalar ağızdan ağıza nasıl kolaylıkla yayılabilirler? İşte uygulayabileceğiniz en basit üç yol:

1.       Müşterilerinize hakkında bahsetmeye değer bir deneyim yaşatın
Bu belki ürün veya servisinizin kalitesi ile, ya da müşteri ilişkilerinizin kuvvetinden gelebilir. Farz edelim ki ürününüz kaliteli, kimsenin gözle görülür bir şikayeti yok. Öyleyse müşterilerinize özel deneyimler yaşatmaya başlayın. Bu yöntemler çok basit görünse de müşterilerinizin kalbini kazanmak için önemli olabilir. Örneğin, önemli günlerde, hastalıklarda onlara kart gönderin. Ya da müşterinizin beklenmedik zamanda gelen acele siparişini zamanında büyük bir titizlikle tamamlayın.

2.       Müşterilerinizle iletişim içinde kalmaya devam edin
Müşteri hizmetiniz harika, adeta kendinizi aştınız. Şimdiki aşama müşterinizle ilişkinizi devam ettirmek. Şirketinizdeki gelişmeleri haber veren ‘newsletter’ları ya da yeni promosyonlarınızı müşterileriniz ile paylaşmaya başlayablirsiniz. Ya da müşterileriniz için özel bir etkinlik düzenleyebilirsiniz. Seminerler, konferanslar, workshoplar, ürün tanıtımları… Sizin hayal gücünüze kalmış!

3.       Müşteri Referans Sistemi başlatın
Birine bir şey yaptırmanın en iyi yolu istemektir. Namınızın daha hızlı duyulması için bir referans sistemi başlatın. Müşterilerinizden sizi tavsiye ederek arkadaşlarına bir iyilikte bulunmalarını isteyin.  Size sağladıkları isimlere karşılık müşterilerinize ödüller verin – örneğin 1 ay ücretsiz hizmet, ya da ürün gibi.

Bu kolay adımları kullanarak markanızın adının ağızdan ağıza dolaşmasını kolaylaştırabilir, marka bilinirliğinizi ve müşteri sayınızı arttırabilirsiniz.

Ağızdan ağıza pazarlama hakkında daha detaylı bilgi için George Silverman’ın “Ağızdan Ağıza Pazarlama – Dünyanın En Güçlü Pazarlama Yöntemi” kitabını şiddetle tavsiye ediyoruz…

Çarşamba, Mayıs 16, 2012

Hepimiz tatlı bir telaş içindeyiz...


Tadına baktık, adını yazdık, mis gibi kokusundan ilham aldık, logosunu tamamladık ve BIG MISS CAKE'in markalaşma sürecini başlattık!

Marifetiyle, titizliğiyle ve güzelliğiyle iddialı bir profesyonel, kendi elleriyle ''tatlı bir hayat'' sunmaya hazırlanıyor herkese.
              Big Miss Cake ile siz de bu hayattan çok ''farklı tatlar'' alacaksınız!

Pazartesi, Mayıs 14, 2012

Güven Hastanesi'nin Yepyeni Sitesi Mandalina'dan!




Güven Hastanesi'ne yepyeni bir site yaptık, hastanenin alanında uzman doktorları ile önemli sağlık konuları üzerine videolar çektik.
  Videolarımızın devamı için http://www.youtube.com/guvenhastanesi


             


Markanız ve Facebook


Şirketinizin Facebook sayfası var mı? Yoksa çok şey kaçırıyor olabilirsiniz. Türkiye olarak Facebook kullanıcısı olarak 31 milyon kişi ile dünyada 7. Sıradayız. Bu 30 milyon içinde şirketiniz hakkında bilgi almak isteyen belki binlerce kişi olabilir. Aşağıdaki önerilerimizi kullanarak daha aktif bir facebook sayfası oluşturabilirsiniz.
1.       Düzenli içerik yükleyin
Şirketinizle, ürünlerinizle ya da sektörünüz ile ilgili yenilikleri tercihen her gün paylaşın. Tabii yüklemelerin sıklığı kadar içeriği de önemli. Sosyal mecralarda sadece ürününüzü pazarlamak için değil, müşterilerinizle bağ kurmak, paylaşımlar yapmak için bulunduğunuzu unutmayın.  Takipçilerinizin yorum ve geri bildirim yapmalarına olanak sağlayacak ‘post’lar yükleyin. Yani facebook sayfanız hem sizin, hem de müşterinizin oluşturduğu içeriğin birleşimi olsun.
2.       Fotoğraf ve videoları iyi kullanın
İşiniz ya da sektörünüz ne olursa olsun görsel kullanımı müşterilerinizin dikkatini çekmek için çok önemlidir. İşinizin doğasına göre koyduğunuz fotoğraflar takipçilerinizde duygusal tepkilere de yol açar. Örneğin bir restoran işletiyorsanız, nefis yemeklerinizden birkaç fotoğraf koymak takipçilerinizde farklı etkiler yaratabilir. Unutmayın, bir fotoğraf bin sözcüğe bedeldir.
3.       Müşteri ilişkilerinizi kuvvetlendirin
Müşterilerinizden gelen soruları, yorumları dikkate alın. Takipçileriniz ürün veya servisleriniz hakkında sadece iyi yorumlar değil, zaman zaman kötü yorumlar da yapabilirler. Cevaplarınızı iyi düşünün ve çözüm odaklı olun, sayfanızı herkesin gördüğünü unutmayın.
4.       Arkadaşlarınızı ve müşterilerinizi davet edin
Müşterileriniz ve arkadaşlarınıza “Ben de buradayım!” deyin. Arkadaş listenizi sayfanıza davet edin. Kurumsal web sitenizde facebook bağlantılarını oluşturun. Kataloglarınıza, ilanlarınıza, reklamlarınıza ve hatta e-mail imzanıza facebook sayfanızın link’ini de ekleyin.
Bu yöntemler sayesinde takipçilerinizde daha iyi iletişim kurabilir, şirketiniz hakkında daha efektif bilgiler verebilir ve müşteri memnuniyetini arttırabilirsiniz. 

Sizin Markanız Ne Renk?