Çarşamba, Ağustos 30, 2006

Marka İsimlendirme Yöntemleri

- Markaların isimleri nasıl konuyor?-
- Bu isimleri verirken hangi kriterlere bakıyorlar?
Marka isimleri için hazırlana beş kategori Fonksiyonel, Buluşçu, Ritimli, Anımsatıcı, Kullanıcı Deneyimini isimlendirme.
1-Fonksiyonel İsimlendirme Ürünün fiziksel olarak fonksiyonunu direkt anlatır. Firmanın uzmanlık alanı markanın isminden anlaşılır. Örneğin "BMW" (Bayerische Motoren Werke) veya "Subway" gibi.
2-Buluşçu, Yenilikçi İsimlendirme Sektörde isim tektir, yenidir. (Unique) Bu isimler genellikle Yunan ve Latin fonetiğinden seçilir. Örneğin "Agilent Technologies" veya "Alliant Networks" gibi. Avantajları: Global anlaşılırlık, Yunan ve Latin fonetiğinin "güven ve işini bilir" algısı yaratması. Dezavantajları: İnsanlara soğuk ve sıkıcı gelmesi ve bu nedenle pazarlama potansiyeli küçük.
3- Ritimli İsimlendirme bu isimler, kullanıcının söylerken deneyim yaşadıkları isimlerdir. Örneğin "Google, Kleenex veya Snapple" gibi. Avantajları: Markaya eğlence katar, domain kolaylığı vardır, akılda kalıcılığı yüksektir, tüketici ile duygusal bağ kurar, yüksek pazarlama potansiyeli içerir.
4-Kullanıcı deneyimini isimlendirme Ürünü kullanırken yaşanan deneyimi direkt anlatan ismlendirmedir. Firmanın uzmanlık alanı hakkında fikir verir. Örneğin "Internet Explorer veya Infoseek" gibi. Avantajları: Tüketici algısında, ürün ve firmanın uzmanlık alanı hakkında fikir verecek bir haritalandırma oluşturur, kısa ve net olması akılda kalıcılığı destekler. Dezavantajları: Uzun dönemde trendlerin, yaşam biçimlerinin değişmesiyle "yenilikçi" imaja zarar verebilir, en eski isimlendirme yöntemidir.
5-Anımsatıcı isimlendirme Ürün fonksiyonunu veya kullanıcı deneyimini direkt anlatmaz. Tüketici ürünü kullandıkça, algıda ürün ve deneyim bu isimle özdeşleşir. Örneğin "Virgin veya Apple" gibi. Avantajları: Rakiplerden güçlü farklılaşma sağlar, başarılı iletişim stratejisi sayesinde tüketici ile derin duygusal bağ kurma potansiyeli yüksektir. Güçlü marka imajı kurmak için en uygun yaklaşımdır. Marka imajının ürünün önüne geçmesi istendiğinde kullanılır, bulunduğu sektörü domine edebilir, fenomen olabilir. Dezavantajları: Güçsüz iletişim ile anında unutulur, terk edilir.

Pazartesi, Ağustos 28, 2006

Zebra'da bir mandalina'lı

Sanat yönetmenimiz Çiğdem'in İstanbul'a yerleşip Zebra'da işe başlaması
beni çok mutlu etti. Zebra'nın iyi bir ajans olduğunu biliyoruz. Çiğdem'in
bizde olduğu gibi orada da yaratıcı işler çıkaracağını ve güzel arkadaşlıklar
kuracağını biliyorum.
Herkese hayırlı olsun.

Cuma, Ağustos 25, 2006

merhaba Mandalina!

merhaba herkese,
evet bende sizinle ilgili gelişmeleri blog'dan takip ediyorum...
başka neler yapıyorsunuz?
deniz, banu, osman, birsu ve hande!sizden pek haber alamıyorum, umarım herkesin keyfi yerindedir...
yeni işler yeni projeler varmı bakalım?:)
insallah ankara'ya geldiğimde görüşmek üzere!

Perşembe, Ağustos 24, 2006

ben geldim...







Çok özledim hepinisi... Siz sevgili mandalinalarla gitmek istiyorum bir dahaki tatile... Hem belki geri de dönmem o zaman...

Çarşamba, Ağustos 23, 2006

Sıcaklarrrrrrrrrrrrrrr......

Bitsin artık bu sıcaklar. Ruh gibi gezmekten bıktım artık. Ne uyku kaldı, ne iştah, ne de herhangi bir şey için dermanım.
Bu sıcaklar bizi mahvetmeden bir an önce geçse... :(:(:(

Cuma, Ağustos 11, 2006

Su

Baktıkça, aktıkça, kayalara çarptıkça ıslanıyoruz açıkça.
Unuttukça, su bekliyoruz sıra sıra soldukça,
Mutluyuz ama oldukça.
Bekliyoruz karaya tünemiş gemileri zaman doldukça.

Perşembe, Ağustos 10, 2006

Konumuz...

Konuşmadan, maddenin maneviyat kalkları inandırıcı olmuyor.
Konuşun, konuşun, konuşun...
Konuştukça küllerinizden bir daha oluşun.

Çarşamba, Ağustos 09, 2006

Selam

Herkese günaydınnnn.
Serhan ve Gizem olmasa bu blogda okuyacak bir şey bulamayacağ1z anlaş1lan.
Hepinizi çok özledim. Sibel'ciğim doğum günün kutlu olsun, mutlu yıllar. Deniz'ciğim seni aramıştım ama sana da tekrar mutlu yıllarrr.

Hepi börtdey Siiiibel...

Yarın bana tatil yolu görünüyor... Akdeniz'in sıcak sularında keyif yaparken sizi çok özleyeceğim... Yarın sevgili Sibel'imin doğum günü, ben bugünden kutluyorum...

Cuma, Ağustos 04, 2006

Ey ahali, HANedanımızın DEfinesi bulundu!

HAN girişleri kapalı DEdim herkese...
Yok, illa ki geleceğiz, göreceğiz.
Peki, gelin bakalım görün, "O" da burada.

Ferdaşeker

Hoş geldiniz bayan Soyaltay, yıllar sonra aynı atmosferde bulunmaktayız sizinle, ajansımız Tevfik Fikretli doldu, marşımızı Pazartesi sabahları toplantılarında söyleyebiliriz yine!

BİR hoş SUnum...

BİRden anladım ki SUymuş sabahların serinliğini yaz 12'lerinde bize yaşatan.

Geçmişin benden geçememiş tınılarını, klasikler sandığına koymadan yanınızda getirip nota nota dinlettiğiniz için ayrıca teşekkür ediyorum size.

Salı, Ağustos 01, 2006

Niye, neye?

Peşinde saniyelerin...
Deliksiz ve uyumsuz yastık tepeleri.
Ardında yalansızın bırakılan, sıcak demirlere kazınmış özürler.
Zeminin doğrusalında çift çift kürekler,
Denizin mavisine,
İnişler, çıkışlar, çıkınlar, "sakın"lar...
Sabahtan yazılan manası çok bir uzak bana yakınlar.

Evet niye yazıyorum böyle şeyler?
Olsa bir cevabı acaba neye benzer.

Sizin Markanız Ne Renk?