Pazartesi, Kasım 08, 2010

Nerde hata yapıyoruz!

Bir bankacı, Nikaragua’nın küçük bir köyünde, güneşin batışını seyretmektedir. Bir balıkçının, teknesiyle sahile yanaştığını görür.
Teknede birkaç büyük tuna balığı vardır. Balıkçıyı övgülere boğar ve sorar; “Bunları tutmak ne kadar zamanınızı aldı?”
“Çok az bir zaman” der balıkçı. Bankacı, neden daha fazla zaman harcayıp, daha çok balık tutmadığını sorar hemen. “Bu tuttuklarım ailemi doyurmaya ve arkadaşlarımla paylaşmaya yeter de artar bile!” der balıkçı.
“Peki...” der bankacı, “Geri kalan zamanında ne yaparsın?”
“Geç saate kadar uyurum, biraz balık tutarım, çocuklarımla oynarım, karımla siesta yapar, akşama doğru köye iner, biraz şarap içip arkadaşlarımla gitar çalarım.
Çok meşgul bir adamım ben senyor! Hayatım doludur.”
Bankacı güler. “Ben bir Harvard mezunuyum ve sana yardım edebilirim. Eğer balık tutmaya daha fazla zaman ayırırsan, daha büyük bir tekne alırsın. O büyük tekneden elde edeceğin gelirle, birkaç tekne daha alırsın. Bir süre sonra, küçük bir balıkçı filon olur. Araya kimseyi sokmadan, pazara direkt kendin girer ve büyük satıcılardan biri olursun. Üretim, dağıtım her şey tamamen senin kontrolünde olur. Bu küçük kasabadan çıkıp, Managua’ya taşınırsın.
Hatta en sonunda, tüm bu işleri New York merkezinden kontrol edersin.”
“Ama senyor, bu dediğinizin olması ne kadar zaman alır?”
“15-20 yıl” der bankacı.
“Peki ya sonra, senyor?”
Bankacı gülerek: “İşte işin en güzel kısmı orda! Doğru zamanda, şirketini satar ya da hisselerini halka açar ve çok zengin olursun. Milyonların olur!”
“Milyonlarım ha senyor! Peki sonra?”
“Sonra, emekli olursun. Küçük bir balıkçı kasabasına yerleşir, geç saate kadar uyur, biraz balık tutar, çocuklarınla oynar, karınla siesta yapar, akşamları köye inip biraz şarap eşliğinde arkadaşlarınla gitar çalarsın' der bankacı.

Pazartesi, Eylül 13, 2010

Sihirli Paspas

Sihirli dokunuşlar sonucunda; işte "Sihirli Paspas"lar.



"Sadece Sihirli Paspas"a basın yeter,
ayakkabınızdaki tüm su, kir, toz, çamur gider."

Cumartesi, Temmuz 10, 2010

Cuma, Nisan 02, 2010

Aşk ve Ceza dizisi gençleri reklamcılıktan soğuttu!


Marketing Türkiye Dergisi’nin DOR Araştırma’ya yaptırdığı anketten ilginç bir sonuç çıktı. Araştırma, başrolünü Nurgül Yeşilçay ile Murat Yıldırım’ın paylaştığı Aşk ve Ceza dizisinin gençleri reklamcılıktan soğuttuğunu ortaya koydu.

Şirketin online yaptığı araştırmaya 18 bin 433 kişi katıldı. “Diziyi seyrettikten sonra reklam sektöründe çalışmak ister miydiniz?” sorusuna cevap verenlerin yüzde 3’ü zaten reklam sektöründe çalışanlardan oluşurken, katılımcıların yüzde 36’sı “Evet”, yüzde 40’ı “Hayır”, yüzde 21’i ise “Emin değilim” diye soruyu yanıtladı.

Salı ekranının en çok izlenen dizilerinden “Aşk ve Ceza”da Nurgül Yeşilçay, XL adlı reklam ajansının ortaklarından Yasemin karakterini canlandırıyor. Dizide, bu reklam şirketinin çalışanları sürekli birbirlerinin ayağını kaydırmaya çalışıyor, birbirleri hakkında dedikodu yapıyor.

Hürriyet

Pazartesi, Mart 22, 2010

Dave Schultze, Philco'nun Predectasına yeniden anlam kazandırmış.





1958 tarihli, Richard Whipple ve Severin Jonassen imzalı Philco TV(Predecta)nin ikon tasarımlarından etkilenen Dave retro çizgili masa üstü bilgisayarı üretti.Turuncu renkteki bu Bilgisayarı almak için acaip araştırmalar içine girdim mandalina'nın konseptinede çok uyuyor:)

Pazartesi, Şubat 22, 2010

Nike ‘Human Chain’

Human Chain from NikeSportswear on Vimeo.


“Nasıl başladığın değil, nasıl bitirdiğin önemlidir. Nereden geldiğin değil, nerede olduğun önemlidir. Herkes nakavt olur, ne kadar çabuk ayağa kalkacaksın?”

Sizin Markanız Ne Renk?