Cumartesi, Eylül 30, 2006

Haluk Mesci'den yanıtlar.

- Ajansımdan ısrarla alternatifli çözüm önerileri istesem de, onlar hep tek öneri ile geliyorlar. Çok ısrar ettiğimde kendi önerilerinin yanında alternatif olmuş olsun zihniyetiyle kabul olmayacağı baştan belli seçenekler sunuyorlar. Sizce ne yapmalıyım ?

Hmm ! Yazdığınız kadar bilgiden çıkarmak çok sağlıklı değil ama ajansınızla çalışma sürecinizde eksik aşama var sanki : Çalışmalarda, önce strateji alternatifleri ve bunlardan çıkabilen kavram alternatifleri görseniz daha sağlıklı bir ön adım olur. Bunların tartışılması ve gerçekten birbirinden farklı ikisini asıl yaratıcı geliştirme için seçseniz, sonradan sürprizle karşılaşma olasılığı azalır. Süreç daha sağlıklı bir takım çalışmasıyla ilerler ve daha verimli olur. Müşteri için brifi verme, soruları cevaplama, sonra sürpriz yaratıcı çalışmayı görene kadar karanlıkta bekleme ekolü çok eskilerde kalmış olmalıydı.



- Ajansımı yeterince hızlı çalıştıramıyorum. Verdiğim işin sonuçlarını görmek çok uzun süre alıyor. ajansımız bizim tempomuza ayak uyduramıyor. Ne yapayım ?

Darılmayın ama, ‘hız’ görece bir kavram. Ajansınızın yavaş kaldığı sonucuna varmadan önce, bir an eğri oturup doğru düşünmenizi önerebilir miyim :

İşleri akşamdan sabaha istemediğinizden emin misiniz ? (Gözlerimin içine bakın bakiim !) İşi-konuyu yeterince hazmetmek, düşünmek, araştırmak, tartışmak, sınamak, uygulamak, gerekirse işin selameti bakımından herşeyi çöpe atıp baştan başlamaya yetecek zamanı veriyor musunuz ajansınıza ? Hangi dönemlerde reklam yapacağınızı çok önceden planlıyorsunuzdur herhalde, ajansınıza da ileriye doğru zaman veriyor musunuz ? (Standart önemde bir kampanya çalışmasının en az 4 ila 6 hafta zamana ihtiyaç duyduğunu biliyor musunuz ?)

Gerektiğinde, işi parçalara ve aşamalara bölerek görmeyi ve ara onaylar ya da feedback’ler vermeyi çalışma yöntemi olarak denediniz mi ?

Eğer onlara bütün bu olanakları sağlıyorsanız ama gerçekten yavaş kalıyorlarsa, işinize bakan takımla, olmadı ajansın üst yönetimiyle bir değerlendirme-dertleşme toplantısı yapın. Onlara, somut örneklerle, ama suçlamadan, gecikmeleri ve sonuçlarını gösterin. Nedenlerini birlikte değerlendirin. Çarelerini arayın.

Geliştirdiğiniz ortak çözümlere şans tanıyın. Feedback’i eksik etmeyin. Üst yönetimi bilgilendirin.

Yine gelişme yoksa, son olarak, ajans yönetiminden, işinize yeni bir takım tayin etmesini isteyin. Bütün bunlar olurken işler daha beter gecikmeye başladıysa, patron sizi kovmadan veya rakipler sizi batırmadan beni arayın, yeni bir ajans seçmenizde yardımcı olalım.



- Mevcut ajansımla uzun süredir birlikteyiz. Çıkan işlerden de memnunum. Fakat piyasadaki diğer reklam ajanslarından sık sık kendileri ile çalışmamız için talepler geliyor. Bunları nasıl bertaraf edeceğimi bilemiyorum. Sizce ne yapmalıyım ?

Birkaç şey yapabilirsiniz.

1) Mevcut ajansınızla, uzun süredir, sizi memnun eden işler çıkardığınızın farkında olmayan veya olmak istemeyen bir ajansı hiçe sayabilirsiniz. Bunu da kendilerine açıkça söyleyebilirsiniz.

2) Bu tür yerlere verilmek üzere standart bir cevap geliştirebilir, her seferinde mevcut ajansınıza da bir kopya yollayabilirsiniz.

3) Ajansınızı da haberdar ederek, size çalışma teklif edenleri ziyarete gidebilir, ajansınızdan memnun olduğunuzu ama nezaket gereği çay içmeye gittiğinizi belirtebilirsiniz. Daha ilginç olsun isterseniz, ziyarete, mevcut ajansınızı da götürebilirsiniz.



Haluk Mesci'nin Hmm! adlı blog'undan alınmıştır.

Perşembe, Eylül 21, 2006

Kuşlar ve Hayal

Bulutların çizgilerinde dururmuş zaman.
Şehirde kim varsa yoksa,
Var mı yok mu demeden uçarmış kuşlar.
Bulutlara yakın, zamana uzak.
İnsan da bakıp kuşlara, hayal edermiş...
Zamanın durgun köpüklerinde gözlerini yakmayı.
Geçmişi, tertemiz olana kadar yıkamayı.

Artık devamını bekliyorum hepinizden.
Yazın, yazın, yazın.

Yağmurluk yazılar...

Yağmurun renkleri parlattığı, bulutlara yas tutturduğu Ankara.
Seviyorum ben yağmuru, ıslanmayı, ıslanmamayı, kaya kaya bir kaldırımdan diğerine paslanmayı, torbalara girip eve götürülmeyi beklemeyi, şehir vadilerinden akan gökyüzünü tabanlarımda hissetmeyi... Seviyorum ben yağmuru, çok seviyorum.

Salı, Eylül 19, 2006

Motor tutkunlarına...

Arkadaşlar trafik feci hale geldi, bence motor almayı düşünün.
http://www.walz-hardcore-cycles.com/
Burdan birini seçiyorsunuz !
Sonra İncek'te Soner hoca dan ders alıyorsunuz,
0533 474 38 91
Gelsin özgürlük :)

Perşembe, Eylül 14, 2006

Bonjourlar efenimm..!
Fransaya tesrif etmis bulunuyorum!
Tamam illa ki bir baskadir benim memleketim ama bu memleket de gayet seyre ve yasamaya deger!
Dedigim sudur ki guzel buralar guzel!
Lille yesili bol, kucuk, guzel fransizlarla ve nice internationallarla dolu bir sehir..
Simdilik bu kadar.. Bildirmeye devam edecegim ;)

Pazartesi, Eylül 04, 2006

İlk Yayın

Mutluluk, beklentilerin arkasına eklenen vagon vagon gülümsemelerle peşimizde.

Bilkent Üniversitesi'nin 4 yıl sürecek, Barış konulu programı bugün yayına girdi.
İşte ilk konuğumuz: Nurettin Bey.
- Evet Nurettin Bey, bu programın yayına girebilmesi için yaptıklarınızı hepimiz biliyoruz. Peki siz neler söylemek istersiniz bu mutlu dakikalarımızda?
- Beni seni yok Barış var, Barış.
- Çok teşekkür ediyoruz Nurettin Bey.

Evet, 4 yıllık yayınımıza kalmadan devam etme sözü verdirerek, sizleri mutlulukla baş başa bırakıyoruz.

Kutlarız Barış.

Sizin Markanız Ne Renk?