Aman dikkat!

Tarihin nemli çukurları, çamurlu ayaklarıyla bastıkları geçmişlerine gömülenlerle, kendini, kendi cinsinden üstün sananlarla tıka basa doludur.
Aynı yolda yürüyüp aynı yerlere ulaşmamaya çalışan, yarattıklarıyla daha da iyiyi yaratacaklara ilham veren biz reklamcılar, müşterilerimizin nemden kabaran ürünleri üzerine rengarenk şemsiyeler açarak maddi manevi besleniyoruz. Sektörün penceresinden bakanlara sunmamız gereken manzara: Birlikteliğimizin oluşturduğu güven veren tablo içerisinde farklılıklarıyla sokağı canlandıran şemsiyelerimizin ters düz dikişleridir. Yaptığımız işlerdir, baktığımız yerde gördüğümüz köşeli ayrıntılardır bizi aynı çerçeve içerisinde birbirimizden ayrı tutan. İyi ve kötünün tartışılmadığı, istenen ve yapılanın belirleyici olduğu bu sektörde yapmamız gereken tek şey: Fikirlerimizin kara kalem çizimlerini tarzımızla şekillendirip, müşterimizin resim defterine ilk sayfadan girebilmeye çalışmak olmalıdır. Biz, bize bizi kötülemek yerine, biz bize olduğumuz tertemiz bir masanın başında, yaptıklarımızın altını çizerek oturabilmeliyiz. Başkası tarafından kazanılmış tecrübenin ağırlığı altında ezilmek yerine, kendi tecrübelerimizle onu daha da ağırlaştırıp, sektörün önündeki engelleri ortadan kaldırmak için bir araç olarak kullanabilmeliyiz.
İlerlemek adına, belki de en iyi olmak adına doğru olduğuna inandığımız, ama geceleri bizi uyutmayan adımlar atarken, daha doğrusu, bir şeyin –ama neyin- üstüne basarken, düşünmemiz gereken önümüzdeki şeyin –ama neyin- her zaman bir muz kabuğu olabileceğidir.

Yorumlar

Nurettin Yay dedi ki…
Bu yorumun Ankaralı bazı ajansların müşterilere birbirlerini kötülemelerinden kaynaklandığını biliyorum.
Tatlı dilli bir yazı olmuş, ben daha ağırını yazardım.

Birgün bizim ajansımız hakkında birinin herhangi bir laf ettiğini tepit edersem elindeki tüm müşterileri alırım.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sizin Markanız Ne Renk?

Dijital Günlüğe Dönüş Testleri

Tik Tak