maymun...

Geçen gün 'sevgi' geldi, oturup lak lak edelim istemiş. Eli boş gelir mi hiç, gelirken bana 'gitmek' getirmiş. Öyle baktım elime bıraktığı kutunun içine, daha önce hep komik hediyeler getirirdi bana, ilk defa sızlayan bir şey gördüm hediye kutusunun içinde... Ama 'hediyenin iyisi kötüsü olmaz ve hediye edilen şey asla değiştirilmez' öğretilmişti ki zaten değiştirme kartı da konmamıştı kutunun içine. Geçtim aynanın karşısına, denedim, baktım, giydim, çıkardım, bir türlü yakıştıramadım üstüme, her şeyden önce rengi gitmedi tenime. Dayanamayıp söyledim sevgiye; bu olmadı bize, yakışmadı ikimizin üstüne diye. 'İhtiyacımız olan bu ve kendine güvendiğin sürece üstüne yakışmaması mümkün değil, biraz ağırdır ama taşımasını bileceksin' dedi. Sustum... Şimdi alışmaya çalışıyorum. Düşünüyorum, yanında olup hissedemediğin ne çok şey var aslında hayatta, beraberken yaşadığın uzaklık daha korkunç her şeyden, fikirler arasındaki miller, ülkeler arasındaki milleri çarpanlarına katlıyor ve gittiğindeki iklim değişikliği önce sevdiğinin teninde başlıyor. Bunu bilerek gitmekse... İşte asıl hikaye de burada başlıyor. Belki de yaşantımız 'sirk maymunu' olmamak adına bu derece risk altında, halbuki sonuç değişmiyor, yalnızca 'R' ve 'S' yer değiştiriyor. Terfin; 'risk maymunu' olmak, hem de içinde faklı ya da fazladan tek bir harf bile olmaksızın...

Yorumlar

Nurettin Yay dedi ki…
Adamı maymuna çevirirler Begümcüm:)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sizin Markanız Ne Renk?

Dijital Günlüğe Dönüş Testleri

Tik Tak