Geçen gün 'sevgi' geldi, oturup lak lak edelim istemiş. Eli boş gelir mi hiç, gelirken bana 'gitmek' getirmiş. Öyle baktım elime bıraktığı kutunun içine, daha önce hep komik hediyeler getirirdi bana, ilk defa sızlayan bir şey gördüm hediye kutusunun içinde... Ama 'hediyenin iyisi kötüsü olmaz ve hediye edilen şey asla değiştirilmez' öğretilmişti ki zaten değiştirme kartı da konmamıştı kutunun içine. Geçtim aynanın karşısına, denedim, baktım, giydim, çıkardım, bir türlü yakıştıramadım üstüme, her şeyden önce rengi gitmedi tenime. Dayanamayıp söyledim sevgiye; bu olmadı bize, yakışmadı ikimizin üstüne diye. 'İhtiyacımız olan bu ve kendine güvendiğin sürece üstüne yakışmaması mümkün değil, biraz ağırdır ama taşımasını bileceksin' dedi. Sustum... Şimdi alışmaya çalışıyorum. Düşünüyorum, yanında olup hissedemediğin ne çok şey var aslında hayatta, beraberken yaşadığın uzaklık daha korkunç her şeyden, fikirler arasındaki miller, ülkeler arasındaki milleri ç...